Kartpostaldan Duvar Resmine, Resimli İstanbul Apartmanları 

Resimli İstanbul Apartmanları, Cumhuriyet dönemi mimari ve estetik ilişkiyi, kamusal yapıların dışına çıkarak, içinde yaşadığımız apartmanların giriş hollerindeki duvar resimleri üzerinden ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sarayları ve köşkleri süsleyen duvar resimleri, 20. yüzyıl başlarında özellikle Ekim Devrimi sonrası Beyaz Rusların İstanbul’a gelişiyle birlikte ilk örneklerini Beyoğlu ve Şişli bölgesinde, Levantenler, Ermeniler, Rumlar ve Musevilerin yaşadığı apartmanlarda kendi kültürlerini ve sosyal yaşamlarını yansıtan Avrupa duvar resmi örneklerinde gösterir.
Apartman duvar resimleri ilk örneklerinin, modernleşmenin başladığı Beyoğlu ve Şişli’de görülmesi şaşırtıcı değildir. Bu geleneğin süreç içinde Fatih’ten Beşiktaş’a, Üsküdar’dan Bakırköy’e, tüm İstanbul’a yayılarak semtlerin sosyokültürel kodlarına uygun olarak devam etmesi aynı zamanda disiplinlerarası okumalar yapılabilecek sosyolojik bir olgudur. Fatih’te figürsüz manzara resimlerinin yoğunluğu dikkat çekerken Beyoğlu ve Şişli’de figüratif Avrupai duvar resimleri görülmektedir. Gayrimüslim nüfusun yoğun
olarak yaşadığı Kurtuluş ve Bomonti gibi semtlerde ise 6-7 Eylül Olayları’nda simgesel bir işaret özelliği taşıyan duvar resimlerinin silinmesi, farklı değerlendirmeler yapabileceğimiz başka bir gerçekliğe de parmak basmaktadır.

Fatih, Keçeciler Caddesi’nde bulunan Ali Öker imzalı duvar resmi üç yıl önce kayıt altına aldığım ilk duvar resimlerinden biriydi. Dış kapıdan gördüğüm duvar resimlerini fotoğraflamak için zile bastığımda kapıya önce Fatma Günay çıktı. Duvar resimlerini kayıt altına aldığımı öğrendiğinde heyecanla kardeşi Kadir Yıldırılsal’ı da çağırdı. Sonra duvar resminin önünde uzun bir sohbete başladık.

Fatma Günay:

“1956-57 yılları olmalı, ben 10 yaşındaydım. Fatih, o zaman bürokrat ve orta sınıf ailelerin oturduğu çok nezih bir ilçeydi. Duvar resimlerini gittiğim her apartmanda görüyordum. Babam da yaptırmak istedi ve o zaman Fatih’te en bilinen ismin Ali Öker olduğunu babamdan duymuştum. Ali Bey, apartmana geldiğinde çok heyecanlanmıştım. Elinde kartpostallar bulunuyordu. Babam bu kartpostallardan hangisinin bizim mahallede daha çok yapıldığını sordu ve o fotoğraf seçildi. Babamın elinden tuttum ve yorulduğumda sandalyeye oturarak tüm gün tek duvarı neredeyse bitiren Ali Bey’i izledim. Ali Bey, evde misafir edildi, yemek yenildi ve ertesi gün diğer duvarı resimlemek üzere ayrıldı.”

(İtalya’da basılan kartpostalın, Fatih Atikali, Şehremini ve Çapa’da bulunan apartmanlarda da duvar resmi olarak çalışıldığı tespit edildi.) 

Fatih Dervişali Mahallesi’nde bulunan duvar resminde beyaz elbiseli, bir elinde çiçek buketi tutan ve diğer koluyla kuzuya sarılan, yere bıraktığı sepetin içindeki çiçekleri ise başka bir kuzunun yediği kız figürlü kartpostal örneği Fatih’te görmeye pek alışık olmadığım duvar resimlerindendi. 

Yapı içinde gerçekleştirdiğimiz görüşmede, apartmanı 1930’larda yaptıran kişinin Edirnekapılı Dimitri Dokas isminde bir Rum vatandaş olduğunu, 1960’larda apartmandan taşındığını ve apartmanın genel gider elektrik faturasının hâlâ onun adına geldiğini öğrendik. Belki Dokas ailesinden birine ulaşabiliriz ümidiyle Edirnekapı Rum Mezarlığı’nı ziyaret ettim. Ancak ne mezarlıkta bir kayda ulaşabildim ne de Edirnekapı’da konuşacak tek bir Rum kalmıştı.

Ayrıca Anadolu’dan İstanbul’a “Taşı toprağı altın” diyerek göç eden ailelerin doğup büyüdüğü kentin ya da köyün Kartpsotal ya da fotoğrafını yaşadıkları aile apartmanın duvarına yaptırdığına ve memleket özlemlerini duvar resmine taşıyarak aidiyetlik duygularını koruduklarına da şahitlik ediyoruz. 

Ressam Ali Öker’in çalıştığı Özdemir Apartmanı’nı özel kılan duvar resminin hikâyesini Fatma Özdemir anlatıyor:

“Babam Rahmi Özdemir 1918’de Trabzon’un Maçka ilçesinin Bakırcılar (Kizera) Köyü’nde doğuyor. Dedem bakır ustası. 1940’larda İstanbul’a geliyor. Beyazıt’ta bulunan Bakırcılar çarşısında bir dükkâna kiracı giriyor. Babam da bir süre sonra gelip yanında çalışmaya başlıyor. 1960 yılında bu dükkanların mülkiyeti Darüşşafaka’nın, kira onlara ödeniyor. Çemberlitaş Pasajı ve içinde bulunan Çemberlitaş Sineması zamanla yıpranıp tahrip olunca Darüşşafaka, Çemberlitaş Sineması’nı yıktırıp aynı yerde iki sinema birden açtı. Çemberlitaş Şafak Sineması ve üst katında bulunan İpek Sineması. Sinema yapılırken masraf düşündüklerinden fazla çıkınca Darüşşafaka, Bakırcılar çarşısında bulunan dükkanları satılığa çıkarıyor. Babam ve amcam kiracısı oldukları dükkanları satın alıyorlar.

Babam 1961 tarihinde apartmanın yapımını başlatıyor ve Ocak 1962’de taşındığımız aile apartmanın bir duvarına doğup büyüdüğü Bakırcılar Köyü’nün resmedilmesini istiyor.
Ali Öker’e verilen siyah beyaz fotoğraftan resmedildi bu duvar resmi. Babam apartmana taşınmadan hemen önce kanser oldu ve biz buraya taşındıktan dört ay sonra, Mayıs 1962’de vefat etti. Hatırası anısı olduğu için gözümüz gibi bakıyoruz. Babamızın emaneti, çok değerli bir hatıra bizim için.”

Güven Bayar

Beğen (0)

Bir yanıt yazın